Meditasyon Ve Yoga

Meditasyon, Latince meditatio kelimesinden türetilmiş, sözcük anlamı, “kişinin iç huzuru, sükunet, değişik şuur halleri elde etmesine ve öz varlığına ulaşmasına olanak veren, ad” olarak tanımlanır.

Aslında meditasyon, her hangi bir amaç ya da hedef olmadan, anda olanı fark etme, olanla aynen olduğu gibi kalarak onu izleme, gözlemleme halidir. Bu şekilde bir pratik, zihnin tüm şartlanmaların dışına çıkmaya yardımcı olarak, öz doğamıza doğru yol almamıza alan açar. Hocam Svagito Liebermeister, bunun için ille bir meditasyon oturuşunda oturarak, uzun süreler hareketsiz olmanın bir şart olmadığını, yaşamın sıradan bir gününün tamamının meditasyon halinde geçirilebileceğini, söylemektedir.

Elbette bu şekilde bir içsel tavrın oluşması için uzun yıllar meditasyon pratiğinin olması gerekebilir. Bu yüzden başlangıç olarak, anda olanla kalmayı, yavaşlamayı ve tarafsız bir bakış açısıyla gözlemci olmayı öğretici çeşitli meditasyon teknikleri kullanılabilir. Örneğin omurga için en rahat olacak bir oturma şeklinde, hareketsizlik içinde, nefese, hislere, muma, sese odaklanarak yapılan meditasyon teknikleri buna bir örnek olabilir. Odaklanmak, şartlanmış zihnin ürettiği düşüncelerle araya bir mesafe koymaya yardımcı olur. Çoğunlukla zihin talepleri ile şekillenen yaşam, dikkatin farklı bir yöne doğru çevrilip, odaklanmasıyla, düşüncelerin de ötesinde var olan öz doğamızla kendiliğinden bir samimiyet oluşmaya başlar.

Biz kabul etmeyi sevmesek de hayat hayal kırıklıkları ile dolu.

Eğer bu çeşit çeşit zorluk ile baş etmeyi beceremiyor olsaydık, herkes her zaman depresyonda olurdu. Oysa bakıyorsunuz, bu kötü şeyler başımıza geldiğinde bir süre üzülüp, sonra o durum içinde normalleşebiliyoruz. Hatta en dibe düşüren deneyimler, en büyük motivasyon olup daha dik ayağa kalkmamız için araç olabiliyorlar.

Ama sanmayın ki sadece zorluklara alışıyoruz, mutluluklar da sandığımız kadar uzun sürmüyor. O pozisyona terfi edince, o arabayı satın alınca, o okulu kazanınca sonsuza dek mutlu olacağımızı sanıyoruz ama kısa süre sonra bu yeni duruma da alışıyorsunuz ve senelerce beklediğiniz, hayal ettiğiniz güzel olay birden anlamını yitiriyor.

Uzmanlar, zor olayları atlatabilme yeteneğimize ve mutluluk verici şeylerin etkilerinin de uzun sürmemesini sağlayan bu mekanizmaya, "psikolojik bağışıklık sistemi" adını vermişler.

Yani sistemimiz doğası gereği ne negatif duyguda ne de pozitif olanda kendini sabitlemeden, hep dengede kalma arayışı içinde... Peki doğası denge olan bu sistemde, ne oluyor da bazen biz olaylarda takılı kalıyoruz?

Çocuklukta ‘sağlıklı bir regülasyon sistemine’ sahip olup olmadığımız, yetişkinlik dönemindeki karakter, kişilik, tutumlarımız ve psikolojik anlamda ‘hayatta kalabilmemiz’ üzerinde oldukça önemli bir etkiye sahip...

Beynin gelişme dönemlerine zamanda yolculuk yapamayız ancak öğrenilmiş düşünce ve kişilik paternlerden kendimizi çıkarmak, beyne yeni sinir ağları örmesine destek sunmak yoga ile mümkün. Plastisite (beynin kendini geliştirme özelliği) Bedeniniz için doğru hareket ederek ve bu hareketin etkisini izlemeye odaklanarak tek gerçek zamana şimdiye dikkatinizi yerleştirmiş olursunuz. Bu mindful tavır sizi mevcut öğrenilmiş paternlerden uzaklaştırır. Regülasyon sağlar, motivasyon sağlar.

Yogayı bilim açıkladıkça, biz daha iyi anlıyoruz, anlatıyoruz…

Yoga dönüştürür, iyileştirir...